İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Ağ Sistemleri ve Yönetimi
  3. TCP/IP Modeli ve OSI Modeli – Ağ Yönetimi #3

TCP/IP Modeli ve OSI Modeli – Ağ Yönetimi #3

featured

TCP/IP Modeli ve OSI Modeli – Ağ Yönetimi #3 yazım ile Ağ sistemleri ve Yönetimi yazılarıma devam… Bilginin, iletilmesi esnasında düzenin sağlanabilmesi ve korunabilmesi için protokol adı verilen kurallar dizesinden faydalanılır. Bir uygulama tarafından üretilen 0 ve1’lerden oluşan bir bilgi öbeği gönderenden alıcıya gidene kadar farklı katmanlardan farklı protokoller ile farklı işlemlere tabi tutulur. Bu yazımızda bu protokol ve katmanları göreceğiz.

TCP/IP Modeli ve OSI Modeli – Ağ Yönetimi #3

Günümüzde aktif olarak TCP/IP modeli kullanıyor olsak dahi katmanlı ağ mantığını ilk defa standartlaşması, OSI (Open System Interconnection – Açık Sistemler Bağlantısı) modeli ile olmuştur. OSI modeline göre ağ yapısı toplam 7 katmandan oluşmakta ve incelenmektedir. Bu katmanlar şöyledir.

  • Uygulama Katmanı (Application Layer),
  • Sunum Katmanı (Presentation Layer),
  • Oturum Katmanı (Session Layer),
  • Taşıma (Ulaşım) Katmanı (Transmission Layer),
  • Ağ Katmanı (Network Layer),
  • Veri Bağlantısı Katmanı (Data Link Layer),
  • Fiziksel (Donanım) Katman (Physical Layer)

Aşağıdaki görselde katmanları ve bu katmanlarda kullanılan bazı protokolleri görebilirsiniz.

TCP/IP Modeli

OSI (Open System Interconnection – Açık Sistemler Bağlantısı) modeli standartların tanımlandığı referans model olarak kullanılır. OSI modeli temel alınarak üretilen TCP/IP modeli ise günümüzdeki bağlantılarda en yaygın olarak kullanılan modeldir. Temel olarak OSI katmanlarının bazılarının birleştirilerek katman sayısının azaltılması planlanmıştır. TCP/IP modeli ‘nde, OSI modelinin aksine 4 katman yer almaktadır. Aşağıdaki görselde hangi katmanların birleştiğini görebilirsiniz.

TCP/IP Modeli

En alt katmanda yer Ağ Erişim Katmanı bazı durumlarda iki katmana bölünerekTCP/IP modeli‘ni 5 katmanlı hale getirebilmektedir. Bu katman, Fiziksel ve Veri Bağlantı Katmanları olarak ayrılır. Bu yazı da 5 katman olarak göreceğiz.

Bir veri paketi ağ üzerinden bir bilgisayardan başka bir bilgisayara giderken, sırayla uygulama, taşıma ağ ve ağ erişim katmanlarından geçerek, her katmanda gerekli protokollere tabi tutulur ve paket güvenle gönderilmeye hazır hale gelir. Veriyi alan bilgisayar ise gönderimin tersi şeklinde paket veriyi alır ve üst katmanlara yönlendirerek paket çözülerek içerisindeki veriye ulaşılır.

 

TCP/IP modeli – Uygulama Katmanı

Modelin en üst kısmında yer alarak, uygulamaların ağ ortamlarını kullanabilmesini sağlar.  Tüm farklı uygulamalar için tüm farklı ağ protokolleri bu katmanda yer alır. Günümüzdeki cihazların ve uygulama türleri düşünüldüğünde en fazla protokolün yer aldığı katmandır. Web Browser’lar, E-Mail Client’lar, Database uygulamaları gibi bütün uygulamalar uygulama katmanı sayesinde server makinalara ulaşabilmektedir.

Uygulama katmanında hazırlanan veri, iletilmesi için taşıma katmanına gönderilir. Birçok protokol olsa aşağıda en çok kullanılanları görebilirsiniz.

HTTP (Hyper Text Transfer Protocol – Hiper Metin Transfer Protokolü ) : Bu protokol dünya çapında ağ üzerinden veri gönderebilmek üzerine kurulmuş bir protokoldür. Bilgisayarımızdaki web browser ile bir web sitesini açmak istediğimizde bu protokol devreye girer. Web sayfasının sunulduğu sunucuya bir istek gider ve karşılığına site verisi karşımıza getirilir.

Aktarımı yapılan bu web verileri TCP protokolü ile gerçekleştirilir. Ancak web konusu geliştikçe ayni internet üzerinden satış, bankacılık gibi işlemlerde web’e taşındığı için http protokolünün güvenliği ele alınmıştır. Yapılan düzenlemeler sayesinde daha güvenli metin transferi yapan HTTPS (S, secure) protokolü geliştirilmiştir.

DNS (Domain Name System, Alan Adı Sistemi ) : Bu protokol günümüzde HTTP ve HTTPS ile kullanılmaktadır. Browserı açtığımızda bir web sayfasına ulaşabilmek için, web sayfasının barındığı sunucunun ip adresini yazmamız gerekmektedir. Bir ip adresinde sorun olmasa da günümüzde bu durum imkansızdır. Burada DNS protokolü devreye girer. DNS protokolü kısaca web sayfalarının IP adresine bir isim vermektir diyebiliriz.

Örneğin Google web sayfasına girmek istediğimizde adres çubuğuna www.google.com yazarız. Ancak uygulama katmanında google’ın ip adresine ulaşılırak web sayfası karşımıza getirilir. Yani DNS protokolü IP adresinin temsil edildiği isimden, o web sayfasının sunucusunu bulan protokoldür.

Aşağıdaki görselde daha net görebilirsiniz.

DNS NEDİR

FTP (File Transfer Protokol – Dosya Transfer Protokolü): Ağ üzerinden dosya transfer edilmesini sağlayan protokoldür. Ağda yer alan birçok sunucu kendisinde depolanan verilere ulaşılabilmesi için kullanıcı adı ve şifre talep eder. Kullanıcı girişi başarı ile yapılmış ise dosya indirme işlemi başlar. Bazı durumlarda ise anonim yanı kullanıcı adı ve şifre istenmeden de girişi yapılabilmektedir. FTP protokolü, TCP taşıma katmanını kullanarak dosyaların güvenli ve eksiksiz iletilmesini sağlar.

SMTP (Simple Mail Transfer Protocol – Basit Posta Gönderim Protokolü) : E-Posta gönderimi için hazırlanan bir protokoldür. Gönderilen mailin güvenli ulaşmasını sağlar. İstemci sunucu ise gelen postaları POP3 ya da IMAP protokolleri ile alır.

POP3 (Post Office Protocol – Posta Ofisi Protokolü) : Sunucuya gelen postayı istemci bilgisayara almak için kullanılan protokoldür. Sunucu bilgisayara POP3 protokolü ile bağlanırsanız gelen postayı bilgisayarınıza indirir. Postanın bir kopyasını sunuca barınmaktadır. Yani e-postayı bilgisayarınızdan silseniz de sunucudan silinmez.

IMAP (Internet Message Access Protokol – İnternet İleti Erişim Protokolü): Sunucuya gelen postayı istemci bilgisayara almak için kullanılan protokoldür. Sunucu bilgisayara POP3 protokolü ile bağlanırsanız gelen posta bilgisayarınıza indirilmez direk sunucuya bağlanılarak kullanılır. E-Posta uygulamanızı birden fazla cihaza kursanız da bir e-postayı bir cihazdan sildiğinizde diğer cihazlarda da silinir. Çünkü e-posta bilgisayara indirilmemiştir.

Osi Modelinde yer alan diğer oturum ve sunum katmanları da TCP/IP modeli ‘nde Uygulama katmanı olarak ele alınmıştır. Yani bu katmanlar TCP/IP modeli ‘nde birleştirilmiştir.

Taşıma Katmanı

Uygulama katmanında hazırlanan veriler bu katmana gönderilmektedir. Bu katman verinin kendisinin düzenlenmesi ve verinin içerine bakılmaksızın gönderme işleminin gerçekleşmesini sağlayan üst ve alt katmanlar arasız köprüdür diyebiliriz.

Bu katmanda sıkça kullanılan iki protokol vardır. Bunlar TCP (Tranmission Control Protocol – İletişim Kontrol Protokolü) ve UDP (User Datagram Protocol – Kullanıcı Veri Bloğu Protokolü ) protokolleridir. Bu katmanda yer diğer neredeyse bütün protokoller, bu protokollerin farklı yönlerini alarak oluşturulmuştur.

UDP (User Datagram Protocol – Kullanıcı Veri Bloğu Protokolü ) : En temel taşıma katmanı protokolüdür. Verilerin en kolay şekilde gönderilmesini temel almıştır. Bu protokolde güvenirlik ve sıralama aranmaz ve teslim garantisi yoktur. 8 Bayt’lık başlık büyüklüğü ile hafiflik konusunda avantaj sağlar. UDP hızlı bir protokol olduğu için bazı uygulamacılar tarafından hala tercih edilmektedir. Özellikle de çok geniş alanlarda ses ve görüntü verisi taşınması gerektiğinde tercih edilir. Son olarak UDP protokolü tekli ve çoklu istemciye veri gönderimi yapabilecek şekilde tasarlanmıştır.

TCP (Tranmission Control Protocol – İletişim Kontrol Protokolü): En gelişmiş taşıma katmanı protokolü olarak karşımıza çıkmaktadır. TCP, verilerin istemciye sıralı, güvenli ve eksiksiz iletilmesini garanti eder. Verilerin gönderilmesinden önce gönderici ve alıcı arasında üç yollu el sıkışma adı verilmiş olan bir bağlantı kurma metodu kullanılır.

  1. Gönderi, Alıcıya bir bağlantı isteği gönderir. (TCP Senkronizasyon isteği)
  2. Alıcı, isteği aldığına dair bir Onay (Acknowledgement) gönderir. (TCP Senkronizasyon + Onay)
  3. Gönderici, gelen mesaja da TCP Onay mesajıyla birlikte cevap verir.
  4. Alıcı, “Bağlantı Kuruldu” mesajını alır.

Bağlantı sağlandıktan TCP protokolü verilerin güvenli bir şekilde iletilmesine başlar.

TCP protokolünün en önemli özelliklerinden biriside, Alıcının Tampon Belliğini (Buffer) aşacak hızda ve büyüklükte veri gönderimi yapmamaktadır. Bağlantı başladığında bu bilgilerde alınır ve gönderim hızı buna göre ayarlanır. Ağ yollarının boşa kullanımının önüne geçmek için TCP, alıcı bilgisayarın, paketleri alacak yeri olup olmadığını da kontrol eder. Eğer yeterli alan var ise bilgi gönderimi başlar. Bu işleme de Akış Kontrolü (Flow Control) adı verilir.

 

Ağ Katmanı

Üçüncü katman olan ağ katmanı, temel olarak başka bir ağa veri gönderiminden sorumludur. En önemli özelliği IP adreslerinin bu katmanda tanımlanmış olmasıdır. IP adresi, ağa bağlanan ve ağda varlığı olan her cihaz için benzersiz olmalıdır. Bu sayıları TC kimlik no, cep telefon numarası gibi düşünebilirsiniz. Günümüzde ağda çalışan cihazların inanılmaz artığı yüzünden günümüzde kullandığımız IPv4 artık yetersiz kalmaya başlamıştır. Bunun üzerinde neredeyse sonsuz tanımlama içerebilecek olan IPv6 üretilmiştir.

IPv4: Günümüzde aktif olarak kullandığımız protokoldür. Bu protokolde kullanılan IP adreslerinin sürümü 4’tür. Bu sebeple IPv4 olarak ifade edilmektedir.

Bu sürümde IP adresleri 8’er bitlik 4 parça ile ifade edilir ve toplamda 32 bitlik bir sayıya denk gelmektedir. İlk tasarlandığı zamanlarda A,B,C,D olarak sınıflandırılmıştır ancak zamanla zaten kısıtlı kullanımı IPv4’ü daha da kısıtladığı için kaldırılmış ve sınıfsız olarak kullanılmaya devam edilmiştir. Sınıfsız kullanıma geçildiğinde d farklı bir kavram kullanılmaya başlanmıştır. Alt Ağ Maskesi (Subnet Mask) adı verilen 32 bitlik blok yardımı ile ağ adreslerin saptanabilmiştir.

Alt Ağ Maskesi (Subnet Mask) sayesinde aranan IP adresinin hangi ağda olduğu saptanabilmektedir. Az önce bahsettiğimiz gibi günümüzde inanılmaz hızla dünya ağına katılan cihaz sayısı düşünüldüğünde artık IPv4 yetersiz kalmaya başlamıştır. Bu durumun önüne geçebilmek adına NAT (Network Address Translation – Ağ Adresi Dönüştürme) sistemi geliştirilmiş ve kullanılmaya başlanmıştır.

İPV4

Bu sistem sayesinde bir yerel alan ağı ne kadar büyük olursa olsun (örn bir kampüs) yönlendirici ile (modem vs) internet ağına tek bir kapıdan yani tek bir ip ile çıkar. Bu sayede yerel alan ağı içerisinde ne kadar çok cihaz olduğu önemli değildir. Kısacası yerel alan ağındaki her cihaz internete tek bir ip ile çıkmış oluyor.

Ancak yine de yetersizlik baş gösterdiği için IPv6 çalışmaları yapılmaktadır.

IPv6: Sürüm numarası 6’dır. 120 Bitten oluşan uzun bir adrestir. 16 sayı tabanında 8 parçadan oluşan bir şekilde gösterilir. Ancak dünya geneli routuer’lar bu sistemi tamamen destekleyecek yapıda olmadığı için IPv4 bırakılarak IPv6 geçilmesi imkansız görünüyor ancak pilot çalışmalar hız kazanmıştır.

ARP (Address Resolution Protocol – Adres Çözümleme Protokolü):Bir ağa bağlı cihazlar birbirleri ile haberleşmek için IP adresine değil Ethernet kartlarının ROM belleklerinde yazılı olan MAC (Media Access Control – Ortam Erişim Kontrolü) üzerinden iletişim sağlamaktadır. MAC adresler fabrika çıkışı sırasında o karta verilir ve normal yollarla değiştirilemezler. 48 bitten oluşur ve her cihaz için farklı adresleri vardır.

İPV6

Burada kafanız karışabilir. İnternet üzerinde veriler IP adresi üzerinden teslim edilir. Ancak az önce NAT sisteminden bahsettik değil mi? Bu sebeple paket yerel alan ağında geldiğinde paketin iletilmesi için MAC adresinde ihtiyaç duymaktadır.

Paket adrese geldi kapıdan girdi ama o adreste kime teslim edilecek? İşte kişi bilgisi olarak TC (MAC) bilgisi gerekiyor. Çünkü isim benzerliği (IP) olabilir. En doğru seçenek TC kontrolüdür.

İşte burada bize paketi teslim etmemiz gereken kişinin MAC adresini veren kişi ARP protokolü oluyor. Aynı ağda olan bir Ethernet kartına veriyi, Veri Bağlantı Katmanı sayesinde ulaştırmaktadır. Bir yerel alan ağındaki IP adresi bilinen bir cihazın MAC adresini öğrenmek için ARP protokolü kullanılır.

OSI ve TCPIP Modelleri ile Ağ Katmanları - Ağ Yönetimi #3

Yukarıda bahsedilenlere ek olarak Ağ Katmanının diğer görevi, verileri, iletim için kullanılacak ağ yolunun taşıyabileceği boyutlara getirmesi görevidir. Her veri yolunun tek seferde taşıyabileceği bir kapasite vardır. Bu kapasite değerine de MTU (Maximum Transfer Unit – Maksimum Transfer Unit) adı verilir.  Buradaki ağ yolu koaksiyel kablo, cat grubu kablo, fiberoptik kablo, wifi, uydu bağlantısı olabilir.

Taşıma ve Ağ Katmanları TCP/IP modeli ‘nde de OSI Modelindeki gibi bırakılmıştır.

 

TCP/IP modeli  – Veri Bağlantısı Katmanı

Donanımsal ağ ortamından alından verilerin ilk durak noktası Veri bağlantı katmanıdır. İkinci katman olarak da anılmaktadır. Veri bağlantısı katmanı farklı fiziksel ve ağ donanım katmanları teknolojileri arasında çalışabilecek şekilde tasarlanmıştır.

Üst katmandan yani Ağ katmanından gelen verilere, alıcının MAC adresi bilgisi de eklenmektedir. Devamında ise gönderilecek paketlerin en sonuna da EDC (Error Detection Corecction Code – Hata Yakalama Düzeltme Kodu) eklenir. Bu kodlar birden fazla algoritma ile hesaplanabilmektedir. Bunlardan birkaç tanesi aşağıdaki gibidir.

Cheksum (Sağlama Toplamı): 16 bitlik sayılar olarak bölümlenen paketlerin sonuna eklenir ve “1” lerin toplamının yazılması ile oluşturulan bir metottur. Çok basit, az işlem ve güvensizdir. Bir dosya alınırken, alınan ve gönderilen cheksum toplamlarına bakılır birebir aynı ise veri sorunsuz alınmış anlamına gelir. Örn gönderilen cheksum bilgisi 10 olsun, alıcının aldığı 8 ise dosya bozuktur.

Parity Checking (Eşik Denetimi): Tek bit eşlik ve çit yönlü eşlik olarak iki farklı kullanıma sahip olan bir metottur.

Tek bit eşlik denetimde, her 7 bitlik veri paketinin sonuna “1”’lerin toplamının tek mi çift mi olduğuna dair bir eşlik biti eklenir. Toplam sayının çift ya da tek olmasına önceden karar verilmiştir.

Çift Yönlü eşlik denetimde, alıcıya eşlik bitinin haricinde verinin sonuna eşlik baytı eklenir. Çift yönlü denetimde ilk ve tek olan hata düzeltmesi yapılabilmektedir. Bu hata düzeltme ise sadece tek bitlik kısımda çıkan hataların alıcı tarafından düzeltilmesi şansına sahip olmasıdır.

CRC (Cyclic Redundancy Check – Çevrimsel Artıklık Kodlaması): Günümüzde internet ortamında kullanılan hata yakalama algoritması CRC algoritmasından türetilen CRC-32 ‘dir.

Bu metotta veriler, 32. Dereceden bir polinoma XOR işlemi ile bölünmesi ve kalanın verinin sonuna eklenerek gönderilmesi esas alınan bir algoritmadır. Alıcı olan bilgisayar, aldığı veriyi yine aynı şekilde 32. Dereceden polinoma böler ve kalan hanesini kontrol eder. Eğer kalan 0 ise veri hatasız olarak iletilmiş demektir.

Veri katmanın diğer görevlerinden birisi de gönderilecek olan verinin başını ve sonunu belirlemesidir. Baş ve sonun belirlenmesi işlemine Framing (Çerçeveleme) denir. Framing özel bazı karakterler kullanarak da yapılabilirken kablo ile bağlanmış olan ağlarda voltaj değerleri üzerinden de yapabilmektedir.

Eğer ağda 2den fazla bilgisayar var ise Veri bağlantısı Katmanının önemli görevlerinden birisi de MAC protokolünü devreye sokmasıdır. MAC protokolü, Collision (Çarpışma) yaşanıp verilerin bozulmasını engellemek için hatları dinler, dolu ise bekler, boş ise iletimi sağlayan protokoldür. Verilerin gönderilmesi esnasında hat sürekli dinlenir. Eğer çarpışma yaşanırsa veri gönderimi kesilir ve paketin gönderimi bir süre sonra tekrar devam ettirilir. Bu algoritma kablolu ağlarda çalışmaktadır.

Kablosuz ağlarda ise veri gönderiminden önce izin alınır (Request To Send – Gönderme İsteği) gönderim tamamlandığında da bittiğinin haberi verilir (Clear To Send – Gönderme Tamamlandı).

Taşıma katmanı, Ağ ve Veri Bağlantı Katmanları, kendisine yukarıdan gönderilen verilerin hangi protokolden geldiğini belirlemek için bir anahtar kullanır.  Bu anahtar ile paketlerin doğru protokollere iletilmesi sağlanır. Aşağıdaki görselde veri bağlantı katmanı çalışma yapısını görebilirsiniz.

TCP/IP Modeli

TCP/IP modeli  – Fiziksel Katman

Fiziksel katman TCP/IP modeli için genellikle Ağ Erişim katmanı altında gösterilir ancak bu makalade ayrı ele alacağız. Adından da anlaşılacağı gibi fiziksel varlıkların yani donanımların katmanıdır. Burada Kablolu ve kablosuz olarak iki farklı bağlantı ortamından bahsedilebilir.

Veri iletimi kablo üzerinden ise sayılar veriler analog hatlara kodlanarak iletilir ve veriler voltaj değerleri olarak iletilir. Ancak bura fiberoptik kabloları düşürsek veriler cam kablo içinden voltaj olarak değil ışık olarak gönderilmektedir.

Kullanılan 3 farklı kablo tipi vardır.

Coaxial Cable (Eşmerkezli Kablo): Anten kablosu olarak da bilinmektedir. Günümüzde ağ altyapı sistemlerinde kullanılmamaktadır.

UTP Cable (Unshielded Twisted Pair – Korumasız Bükümlü Çift): Günümüzde her yerde kullanılan kablo türüdür. Cat1’den Cat7’ye kadar çeşitleri vardır.  Cat1, Telefon iletişim kablosudur. Cat2 = 4 Mbps hızında veri aktarımı yapabilirken Cat6 10Mbps veri iletimi yapabilir.

Cat6 kablo içerisinde çift bükümlü kabloların gürültülerinin birbirlerini daha az etkilemesi amaçlamak için plastik + şeklinde ayraç vardır. Cat5 kablolarda bu yoktur. Cat6 kablolarının bazılarında ise içeride oluşabilecek statik elektriğin taşınması için iplikler yer alabilir. Cat7 kabloda ise plastik + ve ipliğin haricinde iç katmanda metal örme zırh bulunur.

UTP kablo içerisinde 8 adet ince kablo bulunur. Bu kablolar çok telli değildir. Kabloların bilgisayar ağlarında kullanabilmesi için uçlarına özel penseleri ile RJ-45 jack çakılması gerekmektedir. Kablonun çalışabilmesi için iki uçununda aynı sıralama ile çakılması gerekir. Eğer uçlar aynı olmaz ise veri iletimi sağlanmaz.

Evrensel olarak kabul edilmiş sıralama aşağıdaki gibidir. Eğer kendi ürettiğiniz sıralamayı kullanıyorsanız sizden sonra gelen personel size sürekli küfür edecektir.

Turuncu Beyaz, Turuncu, Yeşil Beyaz, Mavi, Mavi Beyaz, Yeşil, Kahve Beyaz, Kahve

  • TB ve T = Veri iletimini yaparlar
  • YB ve Y = Veri alımını yaparlar
  • Diğer uçlar ise yedek olan bulunmaktadır.
ÇOK ÖNEMLİ NOT: UTP kabloların teorikte maksimum uzunluk sınırı 100 metredir. Yani teorik olarak kablo 100 metreden uzun ise karşı tarafa sağlıklı bir veri iletimi olmayacaktır. Ancak siz bunu 100 metre olarak değil 85, 90 olarak düşünün. Riske girmeyin. Mesafe 100 metreden uzak ise mecburen araya bir switch koyulması gerekir.

Kablosuz ortamda ise sayısal veriler taşıma ortamı hava olduğu için veriler radyo ve ya ses dalgaları ile iletilmektedir. Mobil cihazların hızla artması ve kablo yükünden ve kirliliğinden kurtulmak için kablosuz ağlar giderek yaygınlaşmaktadır. Üstelik gün geçtikçe artık veri aktarım hızları düşünüldüğünde kablosuz ağ daha çok tercih edilmeye başlanmıştır. Veri iletiminin radyo sinyalleri ile olmasının dışında kablolu iletim ile aralarında pek bir fark yoktur.

Kablosuz ağları iki farklı başlık altında inceleyebiliriz. ADSL (Asymmetric Digital Subscriber Line  – Asimetrik Sayısal Abone Hattı ) teknolojisinin yaygınlaşması ile birlikte hayatımızda sıkça kullanmaya başladığımız Wi-Fi (Wireless Fidelity – Kablosuz Bağlantı Alanı) kablosuz ağ teknolojisidir. Wi-Fi seçilen IEEE 802.11a/b/g/n/ac standartlara çeşitli durumlara göre çeşitli yayın frekanslarında bağlantı hızları sunar.

  • 802.11 = 2 Mbps iletim hızı
  • 802.11a = 5 GHz Frekans ile 54 Mbps iletim hızı
  • 802.11b = 2,4 GHz Frekans ile 11 Mbps iletim hızı
  • 802.11g = 2,4 GHz Frekans ile 54 Mbps iletim hızı
  • 802.11n = 300 Mbps iletim hızına ulaşabilmiştir.

Kablosuz ağlardaki en büyük sorun, iletim alanına giren herkesin ağa bağlanabiliyor olmasıdır. Bu sebeple güvenliği sağlamak için çeşitli şifreleme algoritmaları geliştirilmiştir.

WEP (Wired Equivalent Privacy – Kabloya Eşdeğer Mahremiyet). Kolayca kırılabilen bir şifreleme algoritmasıdır. Bu algoritma yerine WPA (Wi-Fi Protected Access – Wi-Fi Korumalı Erişim) ve WPA2 geliştirilmiştir. Bu algoritmalar çok daha güvenlidir. Son zamanlarda ortaya konan WPS (Wi-Fi Protected Setup – Wi-Fi Korumalı Kurulum)  ise iki cihazın anlaşmalı olarak kablosuz bağlantı kurması temeline dayanmaktadır.

İkinci kablosuz bağlantı şekli ise GSM (Global System for Mobile Communication – Mobil İletişim için Küresel Sistem) ‘dir. Bu bağlantı yöntemini kullanabilmek için ilk şart GSM operatörlerine kayıt olmaktır. Birinci nesil olan 1G ‘den başlayarak günümüzde kullanım testleri yapılan 5G ‘ye kadar uzanan teknoloji ile veri iletim hızı giderek artmaktadır.

  1. Nesil (1G): veriler hücresel ağ kullanılarak analog olarak iletilmektedir
  2. Nesil (2G): veriler sayısal olarak iletilmeye başlanmıştır. 2. Nesil (2G) sistemlerden sonra GPRS (General Package Radio Service – Genel Paket Radyo Servisi) geliştirilmiş ve kullanılmaya başlanmıştır. Bu sayede ilk defa şebeke üzerinden paket anahtarlamalı veriler alınabilir hale gelmiştir.
  3. Nesil (3G): EDGE (Enhanced Data Rates for GSM Evolution – GSM Evrimi için Genişletilmiş Veri Aktarım Oranları) ile hızına hız katan GSM teknolojisi ile sonunda 3. Nesil (3G) başlamıştır. 3G ile birlikte de kablosuz telefon görüşmeleri yapılabilir hale gelmiştir. Görüntülü konulabilme özelliği de 3G sayesinde olmuştur.
  4. Nesil (4G): Mobil şebekeler kullanılmaya başlanmıştır. Mobil cihazlarda 100 Mbps, bilgisayarlarda ise 1 Gbps hedeflenmektedir.
  5. Nesil (5G): üzerinde çalışmalar devam etmektedir.

 


TCP/IP Modeli ve OSI Modeli – Ağ Yönetimi #3  yazımda bu kadar arkadaşlar. Diğer yazılımızda görüşmek üzere…

Ağ Sistemleri kategorisindeki diğer yazılarım için bağlantıya tıklayabilirsiniz. Github Profilim için bağlantıya tıklayabilirsiniz. Ayrıca bu yazının PDF’ine buraya ve ya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Sağlıcakla kalın :)

Yorum Yap

Yazar Hakkında

Liseden, Ağ Sistemleri ve Yönetimi bölümünden mezun oldum. Üniversiteden (2 yıllık), Bilgisayar Programcılığı bölümünden mezun oldum. Şuanda da AÖF, Yönetim Bilişim Sistemleri bölümünde okumaktayım. Uzmanlık alanlarım; Windows Sistemleri, HTML, CSS, C# ve SQL’dir. Hobi olarak uğraştığım genel konular, Photoshop, After Affects, Corel Draw’dır.Film, YABANCI dizi, Anime izlemeyi ve Manga okumayı severim. Arkadaşlarımla yürüyüş yapmayı ve grup olarak aktivitelere gitmeyi severim. Geri kalan zamanlarımın tümü bilgisayar karşısında geçer.

Değerli yorumlarınızı bekliyorum. Lütfen yorum atmadan geçmeyin. :)